Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi


    “Güvercin yetiştirenler bilirler; güvercinin geri dönmesi, uçup yuvasını terk etmemesi için kanadından bir telek çıkarılır. Kanadını büktüğünü sevebilir misin ? O seni gerçekten sever mi ? Öyleyse bir kuşu nasıl sevmeliyiz ? “




    Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi çıkmasını dört gözle beklediklerimden ve bu yılın okunacak ilk kitaplarındandı benim için. Öyle de oldu. Çıkar çıkmaz ertesi gün alıp okudum. Blogda yazmaya ancak fırsat bulabildim. 

    Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi’nin her sayfasını hayranlıkla okudum. Ece Temelkuran’ın hayal dünyasına hayran olmamak mümkün değil zaten. Çizimler de M.K.Perker' e aşina olanların tahmin edeceği gibi muazzamdı.

    Kitapta neler var peki ? Olmayan kuşlar var. Bu kuşların hikayeleri, özellikleri, yaşamları, nelere ilham kaynağı oldukları, nerelerde görüldükleri, neslini sürdüremeyenlerin neden tükendiği ve bir ansiklopedide bulmayı düşündüğünüz düşünemediğiniz pek çok şey var.

    Kitapta benim en sevdiğim bir kaç kuştan da bahsetmeden geçmek istemiyorum. Bunlardan biri:

Geçmiş Gün Leyleği"

    "Bu leylek adını gözlerinin ensesine yakın olmasından kaynaklı ileriden çok geriyi görmesinden alıyor ve bu sebeple de yan uçuyor. Gideceği yere de düz bir çizgide değil üçgen çizerek gitmesi gerekiyor. Fakat bu leyleğin asıl hikayesi bu değil elbette. Gideceği yere yolunu uzatarak gitmek zorunda olduğundan bizim leyleğin kanatları normal leyleklerden daha büyük. Kanatları gövdesinden bu kadar büyük olduğundan kuş gözlemcileri kanatlarının kırık olduğunu sanabilir. İşte bizim leylek de bir Moğol halk masalına böylece konu oluyor. Masalda şöyle anlatılıyor:
    Erkek geçmiş gün leyleği sürüsüyle göçe hazırlanırken köyden bir kıza aşık olur. Bu imkansız bir aşktır elbette. Günün birinde dere kenarında haramiler bu kıza saldırır ve bizim leylek kızı haramilerden korur. Genç kız leyleğin kanatları haramilerin saldırısı sırasında kırıldı zanneder ve onu iyileştirmek için evine götürür. Bizim leylek mutlu tabii, kıza kanatlarıyla ilgili gerçeği söylemez. Fakat aradan zaman geçmesine rağmen leyleğin kanatlarında bir değişme olmadığı için kız iyileşmediğini düşünüp üzülür. Bizim leylek kızı böyle görmeye dayanamaz ve kanatlarını sahiden de kırar ve normal bir leylek gibi görünmesini sağlar. Fakat bu onun normal hali değildir ve artık hiç uçamayacaktır. Bizim leylek böylece ilk kez konuşmaya başlar: "

"Kırdım kanadımı, sev beni
 Uçamam artık tut beni
 Ağlama güzel kız
 Ağlatma beni
 Geçmiş güne bak
 Bir kış yeter bana
 Bahar geldiğinde hiç uçamasam da..."

    Bizim leyleğin aşkını anlar böylece kız ve onu gagasından öper. Ne olsa beğenirsiniz; bizim leylek bir prense dönüşür ve sonsuza kadar mutlu yaşarlar.

Bu güzel masaldan da güzeli sonrasında söylenenler: 
"Sevdiklerimizi olduğu gibi kabul ettiğimizde birden güzelleşeceklerini anlatan bu Moğol masalı, geçmiş gün leyleğini Orta Asya'nın hafızasına yerleştirmiştir."




    İşte böyle otuz beş kuştan oluşan büyülü bir ansiklopedi.
Sevdiklerimden bir diğeri de kapakta da gördüğümüz "Mösyö Baykuşu". Bir de "Uyku Sakası" ile "Dertli Akbaba" çok sevdiklerimden. Kitabı almadan önce şöyle bir bakınmak isterseniz ilk bu kuşları okuyun derim.

    Ece Temelkuran kitabın önsözünde "Bu kitabı büyüklerin okuduğunu, sonra çocuklara okuduğunu hayal ettim yazarken." diyor.
Bence de bu kitabı yetişkinler kadar çocuklar da okumalı. Büyüdüklerinde ise yeniden...
"Çocuklarımıza, rüyadan daha güzel kıldığımız, bütün gerçekleri hiçbir yerini atlamadan anlatabildiğimiz bir hayat için, hepbirlikte..." 

Mutlaka okuyun dememe gerek yoktur heralde.
Sevgiler...

(Not: Hikayenin anlatıldığı kısım birebir alıntılanmamıştır.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aylin Oflaz ile Murakami'nin Kedisi

Kuşlar Yasına Gider