Hakkari'de Bir Mevsim


“Alaaddin geliyor. Gece.
Hoca, benim kardeş hasta, diyor.
Nesi var? diyorum.
Ateşi var çok, diyor. Ölecek.
İlaç vereyim mi? diyorum.
Hayır, portakal ver, diyor.
Portakal yememiştir hiç.”




    Nasıl anlatsam nereden başlasam bilemiyorum ki...
Öylesine anlatılabilecek; okuyun çok güzel, konusu şu, kişiler bunlar deyip geçilebilecek bir roman değil asla. Duygusu öyle yoğun ki !

    Hakkari denildiğinde hepimizin aklına gelen acı haberlerin çok daha ötesinde bir şeyi anlatıyor Hakkari’de Bir Mevsim.
Siyasetten uzak, çıkardan, savaştan, kandan uzak; hepsinin dışında...
Aklımıza hiç gelmeyen bazı gerçekleri anlatıyor.
Aslında çok iyi bildiğimiz ama bir yerlere sakladığımız, sonra da nereye koyduğumuzu unuttuğumuz gerçekler.
Dağın kanunsuzluğunu, yalnızlığını; insanın yazgısını...




“Sevgili sevgilim, senin önerine gelelim.
Mektuplarından birinde, burda bol bol fotoğraf çekip sana göndermemi istemiştin.

Donan gözyaşlarının fotoğrafını çektim.
Zazi’nin dik başının fotoğrafını çektim.
Muhtarın umursamazlığının fotoğrafını çektim.
Muhtar Ağanın yaşının fotoğrafını çektim.
Bitkilerin fotoğrafını çektim.
Yalnızlığın fotoğrafını çekemedim.
Türkülerin, ağıtların fotoğrafını çekemedim.
Çaresizliğin fotoğrafını çekemedim.
Çılgınlığın fotoğrafını çekemedim.
Ya da çektiklerim yalnız bunlardı.”

    Herkes okusun istiyorum bu kitabı. Şu satırları okuduğunda aynı duyguyu paylaşan bir insan daha olsun. Mutluluk paylaştıkça çoğalan bir şeyse hüzün de paylaştıkça azalsın. Kader diyip geçilmesin istiyorum.

Kitabın yazılış biçiminden, dilinden, yazardan bahsetmeye dilim o kadar varmıyor ki... Tüm olan bitenin önüne geçeni  aktarabildiğim kadar paylaşabiliyorum ancak. Çünkü anlatabilmem için aynı duyguları paylaşıyor olmamız gerek. Aynı şeyleri bilmek bu kitap için yetmeyecektir.



“Ey okuyucu!
eğer yaşantın boyu, bir gün olsun
bir teknenin kaptanı olmadınsa
-ya da böylesi bir duyguya kapılmadın, böyle bir düş görmedinse -
teknen, bir gün ya da bir gece, yolunu şaşırmış,
bilmediğin sularda yol alırken
haritalarda görülmeyen kayalara çarpıp batmadıysa
ve kendini tek başına
-Tayfalar nerde ? Dümencim n’ldu ? -
bir kumsalda da değil, denizden kilometrelerce uzakta, üstelik bir dağ başında (Rakım: 2.100) bulmadınsa
ya da benzeri bir korkulu düşü,
gözün açık ya da kapalı görmedinse
bu kitapta yazılı olanları anlamakta güçlük çekebilirsin.
Çünkü anlamak ortak dil gerektirir.”

Yorumlar

  1. güzel paylaşım için teşekkürler
    https://sevgidoji.blogspot.com/ banada beklerim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aylin Oflaz ile Murakami'nin Kedisi

Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi

Kuşlar Yasına Gider