Günaydın




    Sabahları sever misiniz ?  Ben en çok sabahları mutlu olurum.
Kimi insanlar uyanmanın derdinden, yatağın çekiciliğinden bahseder durur. Bense tam tersi, sabah uyanmanın dayanılmaz güzelliğine kapılıveririm.

    Zaten sabahın ilk saatlerinde dünyaya gelmek istemişim. Ama düşünceli annem doktora ayıp olur bu saatte diye evde sancı içinde bakleyip beni öğlen 2'de dünyaya getirmeyi tercih etmiş.
Neyse... Ne diyordum ?

    Sabahların kendine has bir kokusu vardır: Tertemiz. Gece bütün hüzünleri çekmiştir içine ve sabaha yalnızca yeni bir başlangıç bırakmıştır.
    Sabah saatlerini en çok Ankara'da sevdim ben. Evet, o ayazda geçen sabahları. Yola koyulup yürümeye başladığında kuş seslerini duyarsın önce. Sadece onlar konuşur. Sonra yeni açılan dükkanları görürsün, o dükkanlarla açılan umut kapılarını... Çocukların okula gidişinde anne sözünün kırıntılarını görürsün: "dikkatli git !" Biraz daha ilerleyince asık suratlı otobüs durağının memur kuyruğunu görürsün ve son zamanlarda bir devlet dairesine işin düşmediyse şükredip sessizce uzaklaşırsın oradan.

Araba sesleri birden yoğunlaşır. Sabahları sevmeyenler takımı iş başında ! Sayısızca erteledikleri alarmla uyanamayanlar işe yetişme telaşına da aynı anda düşerler.

    Siz sabahları seviyorsanız, güneşin ilk ışıklarını yüzünüzde karşılayıp hayata çoktan başlamışsınızdır. Sabahın temiz ve masum havasını içine çekenler bir daha vazgeçemezler bu huzurdan. Eğer sevmiyorsanız gelin bir de sabaha kendi anlamlarınızı yükleyerek kendi huzurunuza uyanın.

    O halde gönül rahatlığıyla sabah kahvemi o huzura kaldırabilirim: GÜNAYDIN !



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kendime Not

Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi

Okuma Alışkanlığı Kazanmak