Olduğu Kadar Güzeldik


          “Ne olursa olsun, çocukken hayat, koptuğu yerden daha kolay devam edebiliyor.”




    2018'in Mart ayına girdik ama 'Olduğu Kadar Güzeldik' bu yılın ilk kitabıydı benim için.

    Ankara'da çok sevdiğim bir arkadaşımla kahve içiyorduk. "Ne okuyorsun bu aralar ?" dedi çıkardım gösterdim. Biraz lafladık kitaptan. Tarzını Mahir Ünsal'a benzettim dedi. Aa o kim derken yazarı daha okumadan bütün edebi yaşamını öğrendim neredeyse. Sonra koşa koşa Dost'a gittik.

    Ben de bir kitabı duyar duymaz hiç alamam nedense. Gider bakar, inceler, bir üstüne yatar ancak öyle karar veririm almaya. Öyle de yapacaktım. Çıktık biz kitapçıdan vedalaştık, bu defa erkek arkadaşım aradı geliyorum yarım saate diye.
E Ankara'nın soğuğu malum ben yine Dost'a gideyim dedim; yeniden Türk Edebiyatı rafına yöneldim ki bir kalabalık Mahir Ünsal Eriş kitaplarına bakıyor !
Allah Allah ne oluyor demeye kalmadan o diyor ki "Ben 'Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde' kitabını alıyorum." diğeri diyor ki "Yok bence 'Olduğu Kadar Güzeldik' mutlaka başlanması gereken kitabı" derken bir kadın geldi "Aa yeni kitabı da mı çıkmış." diye aman ben de şu aradan alıp çıksam mı derken telefon ! Erkek arkadaşım beni bekliyor. Apar topar 'Olduğu Kadar Güzeldik' kitabını aldığım gibi fırladım. Kitap artık benim için elzem bir noktada. Hemen o günün gecesi de başladım okumaya ! E bu kadar mesele olmuş bize kitabı anlat diyeceksiniz ! Hadi şimdi gelelim kitaba...



    Mahir Ünsal Eriş' e bayıldım ! Olduğu Kadar Güzeldik severek okuduğum nadir öykü kitapları arasına girdi benim için. Öykü okumak pek barışamadığım bir durum ama yazar çok içten, gözünüzde tatlı bir yaş bazen tebessüm bırakan; sizin değil belki ama sanki çok yakından tanıdığınız birilerinin hikayelerini anlatıyor.

“...hayat da öyle geçip gitmiyor mu, biz güzel şeyler yapmaya çalışırken, tam da en güzel şeyler oluverecekmiş gibiyken. Öyleyse yaşamak, hayata karşılık hayallerden vazgeçtiğimiz bir kaybetme biçimidir.”


    Toplamda sekiz öykü var kitapta.  İlk öyküsü ' Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın' la bir durdum şöyle. İyi bir kalemle karşı karşıya olduğum belliydi. 

İkinci öykü olan 'Benim Adım Feridun' la hoop hedefi tam yerinden vurdu ! Benim Adım Feridun adında ayrıca bir kitabı daha varmış Mahir Ünsal Eriş'in. Kitabı duymuştum ama yazarından bir haber yaşıyormuşum. Hatta sonra filmi de yapıldı. Çağan Irmak yönetmişti. Benim Adım Feridun'u okuduktan sonra izlemeyi düşünüyorum onu da.



“Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. Kim olursan ol, seni saklandığın yerde er ya da geç buluyor, gelip göğüs kafesini ateşle sıvazlıyor ve sen içeride kapkara kurum tutuyorsun. Ağzını açsan, alevler püskürüverecekmişsin gibi, ciğerlerine damla damla kurşun eritiyorlarmış gibi. Kolay kolay geçmiyor, geçtiğinde de sen geçmiş olduğunu bile fark etmiyorsun.
...
Kokusunu, kütlesini hesap edemiyorum ama bir tadı varsa bence o genizde kalmış greyfurt tadını andırıyordur. Çok sevdiğin bir şeye benzeyen, ama olmadığını da bal gibi bildiğin bir tat; acı, buruk, portakala benzeyecek neredeyse, değil ama işte.”


    Anlayacağınız mutlaka ama mutlaka tanışmanız gereken bir yazar Mahir Ünsal Eriş. Hangi kitabıyla başlarsınız bilemiyorum ama okursanız bana da yazın mutlaka.

Sevgiler...



Yorumlar

  1. İyi bir kalem anlaşılan,lakin sıraya koysam dahi yıllar sonrasına kalır.En azından adını öğrenmiş oldum:) sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, yıllar sonra bile olsa gördüğünüz yerde kapın derim :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aylin Oflaz ile Murakami'nin Kedisi

Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi

Kuşlar Yasına Gider