Kayıtlar

Kış Önerilerinde Bu Gün

Resim
   Herkese soğuk bir kış gününden merhaba. Böyle havaları çok sevdiğimi sık sık instagram fotoğraflarımda sizlerle paylaşıyorum. Fakat yağmur, kar, rüzgar, soğuk en çok evdeyken güzel oluyor. Bu nedenle bu gün kışın evde yapmaktan zevk aldığım şeyleri sizinle paylaşıp bir de kurabiye tarifi vereceğim. Merak ediyorsanız okumaya devam edin..     Kışın evde sıcacık battaniyenin altında kahvemi yapıp kitap okumak, film izlemek, mumlarımı yakıp müzik dinlemek ve fotoğraf çekmek beni en çok mutlu edenlerden. Ama kışın en güzel tarafı çayın yanına en çok yakışan kurabiyelerin tadını çıkarmak bana kalırsa. Ben de portakallı ve havuçlu iki farklı kurabiye yaptım bu gün. İkisi de çok basit ve çok lezzetli. Eğer siz de denemek isterseniz işte tarifi: Portakallı Kurabiye 1 paket margarin 2 yumurta (Birinin akını ayrı bir kapta ayırın) 2 portakal (Kabuklarını rendeleyip ayırın, suyunu da hamura eklemek için sıkın) 1 bardak şeker 1 paket kabartma to...

Çavdar Tarlasında Çocuklar

Resim
   Çavdar Tarlasında Çocuklar keşke daha önce okusaymışım dediğim bir kitap oldu. Özellikle çocukluk yaşlarımda okuyup şimdilerde yeniden okumayı çok isterdim. Bu düşüncemi otuzlu yaşlarıma geldiğimde gerçekleştirmek istiyorum. Hayatın daha da içindeyken, kendi dünyamda neler değişmiş olacak bu kitapla birlikte görmek istiyorum.    Gelin biraz kitabı konuşmaya başlayalım :    Genel hatlarıyla baktığımda çok etkileneceğim bir kitap olmayacakken hem okuyan herkesin kitaba bu kadar kapılmasının  hem de benim bu kadar etkilenmemin nedeni; kitabın baş karakteri hem de anlatıcısı olan Holden'ın içimizde tuttuğumuz her şeyi olduğu gibi yaşaması ve yaşamı bir çocuk gözüyle sorgulaması ilk neden bana kalırsa. Sürekli yalan söylerken, ölümü düşünürken, gittiği okulu, aldığı eğitimi, abisinin kendini materyalist dünyaya satışını eleştirirken; aslında çoğumuz gibi yaşadığımız pek çok şeyden nefret edip gerçekten bir şeyi sevmezken; tüm bunları içimizd...

Gülün Adı

Resim
  "Kasım sonlarında güzel bir sabahtı." İşte böyle başlar "Gülün Adı". O kadar büyüleyici bir tarihsellik ve o kadar okuyucuyu içinde tutan bir romandı ki, her cümlesini okurken sakince ve sabırla bir ilerleyiş istiyordu.    Umberto Eco'nun söylediği bir söz var: "Kitaplar onlara inanalım diye değil, onlarda yazılanları araştıralım diye varlar. "Benim için "Gülün Adı" işte tam da böyle bir romandı. Pek çok kez durup yazanlar hakkında araştırma yapma gereği duydum. Bu durum beni romandan uzaklaştırmadı, aksine okuyuşum bir süre sonra cümlelerin içerisinde daha sıkı bir bağla devam etti. Tüm bunlar romanı daha uzun sürede bitirmeme neden oldu fakat okuma süreci de romanı bitirişimin sonrası da benim için çok keyifli oldu. (Aynı zamanda; bundan bahsetmeden geçemeyeceğim; romanın çoğu kısmına kendimi aşırı kaptırarak gerilime ortak olmam da zaman zaman okumaya ara vermeme neden oldu. Özellikle kitabı okuyanlar bileceklerdir, labirente il...

Göğü Delen Adam

Resim
   “ Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa’ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği gibi bir delik. O, göğü delip geçmişti.”   Kitabın girişinde yer alan bu kısım kitapta sürekli adı geçen Papalagi’nin tanımı niteliğinde. Ben de doğrudan aktarmak istedim.     Kitabın yazarı alman Erich Scheurmann. Kitap doğrudan bir kabile reisinin notlarının aktarılmasıyla oluşturulmuş. Kitabın ilk bölümünde yazarın bir ön açıklamasını görüyoruz. Diğer bölümlerde ise bir kabile reisinin, medeniyet ya da medenileşmek dediğimiz kavramla taban tabana zıt yaşantısından Avrupa’yı ve Avrupa gerçeklerini anlatışını dinliyoruz.      Kitap beni oldukça etkiledi. Bölümlerde, giyinme-etini örtme, meslek sahibi olma, zaman kavramı, batının din ve tanrı algısı, inanı...

Kemal Tahir - Yorgun Savaşçı

Resim
   Başlıktan da anlayacağınız gibi bu gün Yorgun Savaşçı romanıyla ilgili bir değerlendirme ve bilgi yazısı paylaşıyor olacağım. Bu roman benim için pek çok önem taşımakta. Öncelikle blogumda yayınladığım ilk kitap incelemesi olması sebebiyle elbette ki.  Fakat bende bir öncesi var.    Bu romanı üniversite 3.sınıftayken okumuştum. Siyaset Bilimi öğrencileri bilirler; bize genelde ders kitapları, çeviri makaleler vs.ler dışında bir de öneri romanlar okutulur. En azından bizim öyleydi J Bu romanı çok zor bir hocanın dersinde okuyorduk ve yani kimse umursamıyor ben deli gibi altını bir defa çiziyorsam üç defa cetvelle falan çiziyorum o derece önemsiyorum. O ara da erkek arkadaşım İstanbul’a gitmemiz için planlar yapıyor, ben de ilk kez adalara gideceğim çıldırıyoum mutluluktan ama bir yığın da okumalar birikmiş...  E ne yaptım ? Gittim ! Tabi yalnız gitmedim, yanıma romanımı da alarak gittim. Son sayfalarını dönüş günümüzde Bebek’teki Starbucks’ta okudu...

Merhaba

Resim
Bir süredir instagramda @kirmizi.bisiklet kullanıcı adıyla bir hesap yürütüyorum. Okuduğum kitapları, izlediğim filmleri ya da gittiğim yerleri paylaşıyorum. Bunların biraz daha kapsamlı olmasını ve sizlerle yaşamıma dair şeyleri daha ayrıntılı paylaşmak istediğime karar verdim.  Blog yazılarımda sadece kitaplar ya da filmler olmayacak. Çok daha kapsamlı ve çok daha kendimden şeyler paylaşıyor olacağım. Desteğiniz ve ilginiz için şimdiden çok teşekkür ederim.