Kendime Not





    Uzun bir aradan sonra merhaba !
Bugün Elif Okan Gezmiş'in "Bir Çeviri Uğraşı Olarak Terapi" adlı konferansına katıldım. Öncelikle çok sevdiğimi belirtip dinlediklerimden beni etkileyenleri, kendi hayatımda etkisi olabileceğini düşündüğüm şeyleri; başta kendim sonra da sizin için; not bırakmak istedim. Kendimi kötü hissettiğimde bu durumla baş edebileceğim tavsiyelere ihtiyacım oluyor . Eminim sizin de oluyordur.

    Bugün başarılı bir terapist aynı zamanda iyi bir çevirmenin deneyimlerini, tavsiyelerini dinledim ve benim için çok daha fazlasını beraberinde getirdi.

Bunlardan ilki "Duyguyu İsimlendirmek" :

    Hepimiz düşünen, anılar biriktiren, hedefler koyan; günün sonunda bize kalan duygularla yaşamaya bir şekilde devam etmeye çalışan varlıklarız. Bugün Elif Okan Gezmiş'in küçücük örnekleri bile kendimde çoğu şeyi fark etmeme sebep oldu. Bazen kendimi yaşadığım şeylerden dolayı sıkışmış hissetmemin sebebine giden yolun kapısı çalındı. Belki aranızda benim gibi hisseden bir çok insanın da bunları okuduktan sonra kapısı çalınacak. Çünkü eminim ki çoğumuz aynı şeyleri yaşıyoruz.

    Kendimi sıkıntıya düşmüş hissettiğimde bunu sürdüren şey bu kötü duygulara anlam verememem. Anlam versem bile isim koyamamam. İsim koysam bile bunu kendime itiraf edememem. İşte bütün mesele bu sanırım. Kendimi kötü hissettiğim duygunun adını koyamıyor ya da bu duyguyu itiraf edemiyorum. Bunun sebebi bazen kendime yakıştıramamam; bazen olmak istediğim insanın çok dışında bir yerde duracak olmaktan korkmam.  Size de tanıdık geldi mi ?

    Bugünün örneğindeki duygu 'kıskançlık'tı. Bence bu kişinin kendine kolayca itiraf edemeyeceği bir durum. Kıskaçlık gibi sayabileceğimiz daha onlarca duygu olabilir. Halbuki itiraf etmek, baştan görüp kabul etmek bu duygunun verdiği sıkıntıdan kurtulabilmenin en büyük adımı olacak.

O yüzden de kendime ilk notum: "Duygularını isimlendirmekten ve bunları kendine itiraf etmekten korkma !"



    Gelelim ikinci ve benim kendime sık sık söylediğim bir cümleyle yakından ilişkili olan konuya: "Hayatının Yazarı Olmak"

    Kendime sık sık 'hayatımın baş rolü, senaristi ve yönetmeni olduğumu söylerim'. Sesin şiddeti, ışığın parlaklığı bile benim elimde. Bunu en çok da zor zamanlarımda hatırlatırım kendime: "Bekle ! Her filmde yükselişi görkemli kılmak için düşüş yaşanır." derim. Bazen de hedeflerime ulaşmaya çalışırken yorulduğumda hatırlatırım kendime: "Sahiden de bunu mu izlemek istiyorsun ?"
Siz de sorun kendinize : "Hayatınız, baş rolünü oynamak istediğiniz bir film mi ?" Değilse bunun aksi olması için neler yapıyorsunuz ?

    Bugün Elif Okan Gezmiş, kişilerin hayatlarını yazdığından ve tıkandığı yerde de bir terapiste ihtiyaç duyduğundan bahsetti. Bir terapistin de o kitaba nasıl editörlük yaptığından. Terapistlik kısmını bir kenara bırakırsak gerçekten de her şey bundan ibaret işte. Yazıyoruz ve bazen nereye gideceğini bilemiyoruz. Bazen yazdıklarımıza müdahaleler oluyor ve tıkanıyoruz.
Benim için konu anlatılanlardan çok başka yerlere de dokundu anlayacağınız.

Kendime ikinci notum da : "Hayatının yazarı sensin. Kitabındaki karakterin nereye gideceğini bazen bilemez ve tıkanabilirsin. Altından kalkabileceğin bir şeyse kalemin sende olduğunu unutma !"



    Hayat, bakış açımıza göre değişebilen bir uzunlukta. Uzunluğu ne olursa olsun önemli olan yaşadıklarımızsa karar verenin kendimiz olduğunu unutmamalıyız.
Bazen hissetmek istemediğimiz duygular içinde olabiliriz. "Ama o da benim bir parçam, o da benim!" diyebilmeliyiz. Bu hayat her şeyiyle bizim !
Bazen başkalarının mecbur bıraktığı yoldan gitmek zorunda kalabiliriz. Ama manzarayı seçmek elimizde.


Sevgiler...


Yorumlar

  1. Aynen öyle manzarayı seçmek elimizde bayıldım yazınıza :)

    YanıtlaSil
  2. Sonuç olarak hayatın girizgahına bir karar veriyoruz. Başlangıç noktası bize ait olmasa da sonucuna ulaştıran biziz. Yönelim sadece yönelim önemli. Var olana uyanıp sağımıza solumuza bakıp varlığın keşfine bakmak gerek.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi

Okuma Alışkanlığı Kazanmak