25







Herkesin beklediği bir yaşı var.

Herkesin binlerce hayali...

Kimileri otuzunu bekliyor kimileri yolun yarısını.

Bazılarınıza onsekiz uzak bir hayal gibi geliyor biliyorum...

Ama ne kadar çabuk geldiğine inanamayacaksınız.

Ben özgür ve durmayıp ayaklanan şu “gördün mü 25 oldum” kuşağı çocuklarındandım.

Ve daha neyin ne anlama geldiğini çok da bilmeden içimi en coşturan şey bir gün 25 olmaktı.

Tam bu yaşımı yaşarken nerede ve nasıl olmak istediğimin büyük düşleriydi o yaş.

İzlediği filmlerin günlerce etkisinden çıkamayanlardan oldum hep.

Bir şarkı dinlesem hemen etkilenir, duyduğum en ufak bir şey hüznün ya da umudun kaynağı olurdu.

Okuduğum kitapların hepsi ben oldum.

Hepsi bir şekilde ya beni yazdı ya da bana yazıldı.

İşte böylesine sahiplendim her şeyi.

Sonra bir daha yaşayamayacağım kısa yaşamımda dünyaya bir iz bırakabilme düşleri kurdum.

Nice yerler görmeyi, bir sürü dilde bir sürü insanla tanışmayı, her renkte çocukla hayallere dalmayı...

Kendi hayatımın hem başrolü hem de yönetmeniysem bundan daha öte nasıl bir fırsat verilebilirdi ki bana ?

Ve 25.

İşte bu gün tam o noktadayım.

Seneye bugün yirmialtıncı yaşımda umarım tüm hayallerimin gerçekleştiğini ve yepyeni hayallere yelken açtığımı yazıyor olurum.

Her şeyin yolunda gitmesine ihtiyacım var.

Sevgiler...




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aylin Oflaz ile Murakami'nin Kedisi

Olmayan Kuşlar Ansiklopedisi

Kuşlar Yasına Gider